Asansörden Neden Korkulur? Bazen Kalbiniz Durur, Bazen Yeniden Atmaya Başlar
Kayseri’de, çocukluk yıllarımdan beri birkaç şey beni etkilemiştir: sıcak yaz akşamlarının hüzünlü sessizliği, babaannemin evindeki eski saat, kışın soğuk günlerinde karşı apartmanın penceresinden izlediğim kar yağışı… Ama bir de asansörler var. Her ne kadar sıradan bir şehir hayatı parçası gibi gözükse de, benim için asansör, duygusal olarak karmaşık bir nesne haline geldi. Ne zaman o asansöre binsem, geçmişimdeki bazı anıların, korkularımın tekrar canlandığını hissediyorum.
Ve bir gün, tam da beklemediğim bir anda, asansörle ilgili korkumun kaynağını buldum.
1. Bir Gün Başka Bir Yükseklik, Başka Bir Kaygı
Daha önce hiç yapmadığım bir şeydi: Kayseri’nin en büyük alışveriş merkezine gitmek ve asansöre binmek. Genelde alışveriş yapmayı pek sevmesem de, o gün işyerinden bir arkadaşımın davetiyle gittim. Yeni bir mekân, yeni insanlarla vakit geçirmek… İlk başta oldukça heyecan verici görünüyordu.
Ancak, alışveriş merkezine girerken, aslında neden orada olduğumdan çok, asansörün varlığını daha çok fark ettim. O büyük, metal kutu, birkaç kat yukarıya taşımak için bekliyordu. İçime bir huzursuzluk yerleşmeye başladı. O kadar büyük ve pürüzsüz görünüyordu ki, yukarıya doğru, yerin 50 metre altına inip çıkmak… O kadar büyüktü ki, sanki bir gözlük takıp baktığınızda, etrafındaki her şey küçülüyor gibi hissediyordum.
Arkadaşım bana bakarak, “Gel, asansöre binelim,” dedi.
Beni davet ettiğinde, sadece onun gülümsemesi vardı. Benim ise kalbimde bir “tık” sesi. Asansörün düğmesine basarken, kalbim bir an durdu. Sonra birden hızla atmaya başladı.
2. İlk Korkunun Gölgesinde
İlk kez, gerçekten korktuğumu hissettim. Asansöre binip o kadar kolay çıkmıştık ki, bir şeylerin yanlış gittiğini anlamadım. O an, birinin konuşmaya başlamasına bile fırsat bulamadan, yalnızca kalbim çırpındı. Ve gerçekten, sanki o anı hiç geçmeyecekmiş gibi hissettim.
Asansörün içi kalabalıktı. Herkes sessizdi. Sessizliği ben yarattım, belki de sadece düşündüklerimle. Ama bir şey vardı, asansör yukarı doğru tırmanırken, kendi geçmişimi hissedebiliyordum. Çocukken, annemle gittiğimiz büyük apartmanda asansöre bindiğimizde, o da böyle bir sessizlikti. Kimse konuşmazdı, herkes bir adım geride dururdu. O an, annemin elini tuttuğumda kendimi güvende hissederdim. Ama o güven, yıllar içinde bir şekilde kayboldu.
O anı düşündüm. O güvenin kaybolduğunu. Birden asansörün hızlandığını fark ettim. “Bence burada bir şeyler yanlış olabilir,” diye düşündüm. Ama bir yandan da, belki de sadece bana öyle geliyordu. Ve aniden kendimi eski korkularımın içinde buldum: O karanlık, sıkışmış hissi, herkesin hızla yükseldiği bir anın yarattığı boşluk.
3. Bir Duraklama, Bir Anlık Sükûnet
Yavaşça yükselmeye devam ettik. Ama asansör birden durdu. O an, her şeyin durduğunu düşündüm. İçimde garip bir his vardı; sanki zaman durmuştu. Herkes sakin ama ben panik içindeydim. Solunumum hızlanmıştı. Birinin yanımda olduğunu hissettim ama kimseyi göremiyordum. Kafamda aniden o eski anı belirdi: çocuklukta asansörde sıkışıp kaldığımda hissettiklerim.
Bir ses duydum: “Bazen bu tür teknik aksaklıklar olur, bir şey yok.”
Ve işte o zaman, arkadaşımın sesiyle gerçeğe döndüm. Asansör birkaç saniye içinde tekrar hareket etmeye başladı. Ama o 5 saniyelik duraklama, içimdeki korkuyu tam anlamıyla gözler önüne serdi.
4. Geçmişin Korkuları, Şimdiyle Yüzleşiyor
O kadar korkmuşum ki, sadece bir asansörde durmamın bile hayatımı nasıl etkilediğini fark ettim. O an geçmişime döndüm: çocukken, ailemle gittiğimiz bir tatilde, asansörde sıkıştığımızda yaşadığım o korku… Ama bir de, gençken oturduğum apartmandaki o gizemli asansör vardı. Herkes ona binip geçerken, ben hep en son binen kişiydim. O kadar korkardım ki, o karanlık kutunun içine girmeye. Bütün dünyam bir anda asansörle sınırlanmıştı.
Ve şu an, o kadar büyüdüğüm halde, bir asansöre binmek bile hala içimde bir kaygı yaratıyordu. Belki de asansör, insanın en temel korkularını dışarıya yansıttığı bir yerdi: daralma, sıkışma, kontrolün kaybı… Korkularımız bazen, en basit şeylerde bile gizlidir.
5. Yeni Bir Başlangıç, Yeni Bir Umut
Bir an, asansörden inerken, içimdeki korkuların aslında bana ait olmadığını fark ettim. O kadar küçüktüm ki, bu korkuları çocuklukta biriktirmişim. O an, asansör sadece bir araç değil, geçmişimle yüzleşmemi sağlayan bir simgeye dönüşmüştü.
Kayseri’nin yoğun caddelerinde, soğuk bir kış günü, asansörden korktuğumun farkına varmıştım. Ama şimdi, bu korkuyu kucaklayarak, her asansöre binmek, geçmişteki kaygılarla yüzleşmek anlamına geliyordu. Ve belki de bir gün, asansör sadece bir aracı değil, özgürleştiğim, korkularıma karşı durduğum bir yer haline gelecekti.
Asansörden korkmak, aslında bir anlamda kendini tanımak demekti. Kendi korkularımızla baş etmek, birer adım geriye çekilmeden onları kucaklamak… Belki de asansörler sadece bizi taşımak için değil, içimizdeki en derin korkulara doğru yolculuk yapmak içindir.
Ve belki de o korku, beni en çok ben yapıyordu.